AŞK - Elif Şafak / Kitap Yorumum

Herkese Merhaba!
Uzun zamandır buralarda yokum malesef, özür dilerim. Bir anda yazma isteğimi kaybettim, elim bir türlü gitmedi yorumlara. Ne yazarsam yazayım sürekli bir eksiklik hissettim nedense. Ben de en doğru kararın biraz ara vermek olduğunu düşündüm ve kendimi zorlamadım. Gerçi yazdım elbet, bir sürü denemeler, şiirler döküldü zihnimden; fakat okuduğum kitapları bir türlü anlatamadım blogumda. Tabi bu dönem de artık bitmeliydi ve (umarım) geri döndüm :) Kişisel yazılarımı da zaman zaman paylaşmaya çalışacağım elbette ama öncelikle ben Kafka'dan sonra olanları anlatmak istiyorum. Şu an saydım, Kafka' nın Dönüşüm'ünden sonra 6 kitap bitirmişim ve 7. si de bitmek üzere. Gönül ister ki hepsini uzun uzun anlatayım ama araya zaman girdiği için ayrıntılı bir yorum yapabileceğimi sanmıyorum. Ben bugün sizlere en son bitirdiğim kitabı, Elif Şafak' ın Aşk'ını anlatmak istiyorum.


aşk- kitaptadinda.blogspot.com



Öncelikle Konusu: 
 Ana karakterimiz Ella Rubinstein, evli ve üç çocuk sahibi, hayatını oldukça planlı ve rutin yaşayan, sıradan bir ev kadınıdır. Editörlük için başvurduğu yayınevi tarafından başvurusu kabul edilir ve ilk işi verilir; 'Aşk Şeriatı' isimli bir kitabı okuyup raporunu yazacaktır. Fakat kitabı okudukça kendinden bir şeyler bulmaya başlar ve sonunu kendi bile tahmin edemeyeceği bir yolculuğa sürüklenir.

Yorumum: 
Öncelikle şunu söylemeliyim ki her şeyin bir yeri ve zamanı vardır. Hayatınızı gözlemleyin, siz farkına varsanız da varmasanız da her şey o kadar ince bir düzenle gerçekleşir ki; adına ister tesadüf deyin ister kader, sonuçta her şey tam yerli yerine oturmuş olur. Her ne yaşarsak yaşayalım emin olun ki bir nedeni vardır, en küçük tesadüflerden en büyük hayal kırıklıklarına kadar. Gün gelir o nedenler gösterir size sonuçlarını, bazen de farkına bile varmazsınız ama hayatınızı kurtarır. İşte bu nedenle her şeye bu gözle bakmaya çalışın ve sonucunun size kazandıracağı o günü bekleyin. Sanırım yıllardır okumayı düşünüp bir türlü başlayamadığım kitabı şu anda okumuş olmamı da en iyi bu neden açıklıyor; bazılarına göre çok geç kalmış olsam da, benim için olabilecek en doğru zamanda ve yerde karşıma çıktığını ve okuduğumu düşünüyorum. Hani daha öncelerden de bahsetmiştim ya hayatı sorgulatan kitaplardan, ''Aşk'' da öyle bir kitap bence.

Madem adı Aşk, onunla başlayalım o zaman. Bir çoğunuzun bildiği üzere, kullana kullana değerini yok ettiğimiz, tıpkı diğer bir çok kelime gibi tekdüzeleştirdiğimiz aşktan bahsetmiyor Elif Şafak; Aşk'tan bahsediyor. Öncelikle aradaki ayrımı iyi yapabilmek lazım. Genel bir diğer yoruma göre de ilahi aşktan bahsediyor; evet doğru ama yetersiz bir açıklama bu bence. Tekrarlamak istiyorum; ondan bundan değil, Aşk'tan bahsediyor kitap.
'' AŞK'ın hiçbir sıfat ve tamlamaya ihtiyacı yoktur.
    Başlı başına bir dünyadır aşk.
    Ya tam ortasındasındır, merkezinde,
    ya da dışındasındır, hasretinle..  ''
Yani bence sürekli ayrımlarla bölmeye çalıştığımız bir olguyu, cesurca tek başına ele alıyor. Ne kadar çok ayrım kullanıyoruz aslında aşk sadece yeterliyken; 'gerçek aşk' gibi, 'sahte aşk' gibi, 'ilahi - dünyevi aşk' gibi, ne çok ayrım giriyor araya. Hemen hemen her konuda ayrım yapmaya doyamadığımız bu dönemde; en azından tüm bunları bir kenara bırakıp, yalnız Aşk'ı düşündürüyor bana göre bu kitap.

Kitap genel olarak iki farklı dönemden paralel olarak ilerliyor; bir taraftan günümüz Amerika'sında Ella'nın duygularını paylaşırken diğer yandan Mevlana'nın yaşadığı dönemlere konuk oluyorsunuz. Elbette Şems'i ve Rumi'nin Mevlana olmasındaki rolünü gözlemleme şansınız da oluyor böylece. İki farklı devir arasındaki o ince bağlantıyı da bırakın kitap anlatsın size :)

Kitapta beni çok etkileyen bir diğer olgu başlı başına Ella'nın kendi hayatıydı. Okurken zihnim haykırıyordu adeta, 'ben böyle olmak istemiyorum' diye... Daha önce 'Hayata Dair' adlı yazımda da bahsetmiştim. Neredeyse aynı hayatı, aynı tekdüzeliği yaşıyoruz hepimiz. Bir okul oku, üniversite kazan, iş bul, evlen, çoluk çocuk, evin dertleri ve bitti gitti... Bu monotonluğun aslında ne kadar acı olduğunu gözler önüne seriyor Ella bence. Zaten kendisi de dayanamıyor ya; onun kaçışı bizim de kaçmamız için cesaret veriyor belki de. Burda kalkıp evlenmeyin ya da boşanın demek istemiyorum elbette; kastettiğim monotonluktan kurtulmanız. Bence hayatımız herkesin yürüdüğü bu çizgide devam etmemeli, bir farkımız olmalı diğerlerinden. Farklılıklar zenginliktir. Herkes kendince bir şeyler katabilmeli, bir şeyleri değiştirebilmeli bu dünyada, özellikle bu kadar ihtiyacımız varken. 

Belki bu yorumum diğerleri gibi olamadı, ama burada dikkat edilmesi gereken o kadar nokta var ki değinmeden geçemedim. En son olarak yapı özelliklerine değinmek isterim. Anlatım dili bence gayet güzel ve akıcıydı, su gibi akıp giden bir roman. Zaten kurgusu da çok iyi belirlenmiş, dönemler arasındaki geçişler çok güzel düşünülmüş ve akıcılığı da bozmamış. Gerçekten bütünüyle okuduğuma değdi diyebileceğim nadir romanlardan, özellikle de çok fazla Türk yazar okumadığım düşünülürse. 

Bu kitap, Elif Şafak'ın okuduğum ikinci kitabıydı. İlki 'Ustam ve Ben'di ve ikisini de çok beğendiğimi belirtmeliyim. Bu da en kısa zamanda yeni bir Elif Şafak romanıyla tanışma isteğimi arttırıyor :) İki kitabı da (tabi ki öncelik Aşk'ın) herkese tavsiye ederim. Mutlaka okunmalı diyorum :)

Bunları da beğenebilirsiniz

4 yorum

  1. severek okuduğum bi kitaptı, açıklayıcı ve çok güzel anlatmışsın ;)

    YanıtlaSil
  2. bu kitabı çok merak ediyorum tavsiye iyi oldu :) bu arada sizi blog keşif etkinliğinden buldum. Takipteyim müsaitseniz banada beklerim :)
    http://apaydindunyam.blogspot.com.tr/

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hoşgeldin!
      Kitabı seçmende en ufak bi katkım bile olursa ne mutlu bana! Ziyaretini için çok teşekkür eder, yine beklerim :))

      Sil