Saatleri Ayarlama Enstitüsü- Ahmet Hamdi Tanpınar / Kitap yorumum

Herkese merhaba!!
Okullar açılmadan önceki son dönemeçte nihayet bir kitabı daha bitirebildim (Otostopçu'yu sormayın; o hala duruyor :\ Ama artık sırada ilk bitecek o var :)). Malum İstanbul 'a dönüşte okuduğum kitapların hepsini götürmeye kalksaydım (sevgili ansiklopedimiz Rehber de buna dahil :)) daha ileride okuyacağım kitaplarımı götürmek için yer kalmayacaktı. Artık yavaş yavaş hızlandım denilebilir :) Ayrıca daha aldığım ve hala okuyamadığım o kadar kitap var ki; onların da bitmesi ve önümüzdeki İstanbul Kitap fuarına da rahat rahat gitmek gerekir :) Neyse daha fazla sözü uzatmadan kitabımıza geçsem iyi olacak galiba :):)


saatleri ayarlama enstitüsü - kitaptadinda.blogspot.com


Daha öncelerden de bahsettiğim gibi Türk Edebiyatı 'na ait eserler konusunda çok yetersizim malesef. Kabul ediyorum; yeteri kadar vakit ayırmadığım, listelerimde de çok yer vermediğim doğrudur. Ama özellikle son zamanlarda elimden geldiğince bunu kırmaya çalışıyorum. Aslında Saatleri Ayarlama Enstitüsü 'nü okumam da bunun bir sonucu denilebilir. Uzun zamandır bildiğim, tavsiyesini aldığım bir eserdi fakat sağolsun okuldan arkadaşım okumam için hiç düşünmeden kendi kitabını ödünç verince artık bu eseri okumam şart olmuştu :) İyi ki de tavsiye etmiş, iyi ki de okumuşum :)

Kitabımızın ana karakteri Hayri İrdal; bir kitap yazmaya karar veriyor ve aslında bir nevi onun anlattıklarını/yazdıklarını okuyoruz kitap boyunca. Kendisinin gözünden; önce kitabın neden yazıldığını sonra bu nedenin temelini oluşturan olayları, aslında Hayri İrdal 'ın kendi hayatını okuyoruz denilebilir. Olaylar genel olarak Hayri İrdal 'ın da kuruluşunda ve şimdiki konumuna gelmesinde oldukça katkısı olduğu Saatleri Ayarlama Enstitüsü 'nde yaşananlarla başlıyor ve sonrasında geçmişin anlatılmasıyla devam ediyor denilebilir.

Yine karmakarışık bir 'konuyu anlatma' çabamdan sonra, daha ayrıntılara inelim isterseniz :)

Kitabımızın yorumuna ilk önce anlatım diliyle başlamak istiyorum. Çünkü daha ilk sayfalardan itibaren çok da alışkın olmadığınız kelimeler karşılıyor sizi. Başta biraz bocalansa da devam edildikçe kelimelere gözünüz alışıyor ve takılmadan anlamlarını bilmeden de okuyup anlayabiliyorsunuz birçok bölümü. Hatta tahmin yeteneğinizle beraber yeni kelimeler öğrenmiş olmanız da mümkün :) (Tabi benim gibi üşenip her kelimenin anlamına bakamayanlar için söylüyorum bunu; keşke ben de tek tek anlamlarına bakarak okusaymışım, daha kazançlı olabilirmiş :)) Kısacası dili ağır gibi gelse ve başta sizi zorlasa da kısa bir sürede alışıp kitabın keyfini çıkarabiliyorsunuz. Tabi kitabın anlatıldığı döneme de uygun olarak düşünüldüğünde anlatım dilinin kurgusuna uyumunun da çok yerinde olduğunu görebilirsiniz. 

Karakterlere geldiğimizde; anlatıcımız Hayri İrdal olsa da, geçmişindeki belli karakterlerin ve kitabın neredeyse tamamında adı geçen Halit Ayarcı'nın da baskın karakterler olduğunu söylemek mümkün. Karakterlerin özellikle kendilerine has tarzları, görmeyi özlediğim 'o iyisiyle kötüsüyle karşımızda olan' kişilikleri bence kitabın da güçlü taraflarından. 
Tabi ki de asıl nokta kurgusu. Açıkça söylemem gerekirse kitabı ilk bitirdiğimde hafif bir bocalamıştım. Yani böyle bir son beklememenin yanında; bir anda yarıda kesilmiş gibi gelmişti kitap. Anlayamadığım bir son olmuştu benim için, hatta geri dönüp başlarından tekrar okudum daha iyi anlayabilmek için. Elbette sonrasında da biraz araştırma yapınca yerine oturdu bazı şeyler :)
Genel olarak insanların boş bir amaç da olsa, belki kendince inanmasa da sırf rahatı için yaptığı, bir şeylerin arkasında durduğu konusunu ele alıyor bir nevi. Tabi bu çok çok fazla genele indirgemek olur kitabı; anlatılan her dönem içinde kendine özgü vurgulanmak istenen noktalarla beraber anlatılan konular da değişiyor hayliyle. Özellikle kitabımızda sıradan bir ikili konuşmanın içinde geçip gidiyor gibi duran fakat çok çok güzel tespitlere ve anlamlara sahip cümleler var; hayran olmamak elde değil! Zaten yeşil renkli post-it' lerim sırf bu kitapla bitti :) İşte o alıntılardan biri;


"Bazen düşünürüm,ne kadar garip mahluklarız? Hepimiz ömrümüzün kısalığından şikayet ederiz, fakat gün denen şeyi bir an evvel ve farkına varmadan harcamak için neler yapmayız?"


Kitap boyunca bu gibi sözlerle durup düşünerek, sindirerek ilerlemek istiyor haliyle insan. Her cümlede de kendinden bir şey buluyor mutlaka.

Kısacası okuması yavaş ama keyifli, düşündüren bir kitaptı. Açıkça söylemek gerekir ki böyle eserleri keşfettikten sonra neden kült haline geldiklerini, neden diğerlerinden farklı olduklarını daha iyi anlayabiliyorsunuz. Gerçekten de denemek, şans vermek lazım klasiklere de. Kendi adıma itiraf etmeliyim ki keşke daha da önceden keşfedebilseymişim diyorum :) Neyse, önemli olan geç olsun da güç olmasın, değil mi? :)
Okuyan okumayan herkesin yorumlarını ilgiyle bekliyorum :) Özellikle sonunu bana açıklayabilecek bir gönüllü çıkarsa çok da sevinirim :) Kendinize çok iyi bakın :):)
Not: Az önce Serhat Ocak'ın yaptığı çok güzel yorumu keşfettim :) Sizler de okumak isterseniz buraya alalım :)

Bunları da beğenebilirsiniz

18 yorum

  1. Kitabın sonunu direk şudur diyerek tek cümleyle açıklamak bana pek mümkün görünmüyor. Ama izlenecek yol bana göre şudur: Her karakterin tarihimizde ve toplumumuzda temsil ettiği bir kesim var. Örneğin; Halit Ayarcı, batı düşüncesini, körü körüne batıya bağlanan ve memleketin gerçeklerini, insanını yeteri kadar tanımayan, buna rağmen kendisini yenilikçi ve aydın gören, bu ülkenin kurtuluşunu omuzlarına yükleyen kesimi temsil ediyor. Böyle olunca yaşadığı hayal kırıklığı ve sondaki durum biraz daha anlaşılabilir belki. Ama tam açıklama için biraz daha uzun ve "spoiler" içeren açıklama gerekir sanırım. Onu da burada yapmak doğru olmaz. :) Yazımı sonuna eklediğin için de çok teşekkür ederim. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hmm, şimdi daha da iyi anladım sanırım, çok güzel bir açıklama yapmışsınız çok teşekkür ederim :)Tabi, şimdi okumayan arkadaşlarımız için ayrıntıya da çok giremeyiz ama genel olarak daha iyi anladım diyebilirim :) Blogunuzdaki yorumu zaten çok beğenmiştim, asıl ben teşekkür ederim :):) Ziyaretiniz için de ayrıca teşekkür ediyorum :) Sevgilerle :):)

      Sil
  2. Aldım ama başlayamadım bile bu kitaba. Gözümde büyüdü okuyamadım bir türlü :) Bende başlamalıyım en kısa zaman da sanırım :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Başta ister istemez gözünde büyüyor insanın, hele bir kaç yorum okuduktan sonra :) Açıkçası ben hiç bir bilgim olmadan direkt başlamıştım kitaba, ama gördüğünüz üzere anca yeni yeni bir şeyler oturuyor yerine :) Yani aslında birkaç yoruma da göz gezdirdikten sonra çok rahat okuyup zevk alabileceğinizi düşünüyorum :) En azından nelerle karşılaşabileceğiniz konusunda bir fikriniz olmuş oluyor :) Ama yine de çok iyi biliyorum o bir türlü başlayamama durumunu :) Ne diyelim, sizin için en kısa zamanda ama en doğru zamanda okumuş olursunuz inşallah :) Sevgilerle :):)

      Sil
  3. Ben de bu sene klasiklere artık daha fazla yer vermeye çalışıyorum. Biraz korkutsa da aslında daha sonradan gerçekten de harika kitaplar olduklarını anlıyoruz.

    Saatleri Ayarlama Enstitüsü'nü bende okumayı çok istiyorum. Yorum çok tatlı olmuş. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok çok teşekkür ediyorum, çok mutlu oldum :):)
      Gerçekten de klasikler hakkını veriyor ama değil mi? :)) Umarım etrafımızda daha çok kişiye yayabiliriz bu güzel kitapları :) Şahsen ben iyi bir kitaba denk gelince anlata anlata bitiremiyorum :):) Eminim sizin gibi birçok kitapsever de aynı duygular içinde oluyordur :)
      Tekrar teşekkür ediyorum değerli yorumunuz için :) Sevgilerle :):)

      Sil
  4. Keşke edebiyat okusaydın senin bu kitap okuma hızına yetişemiyorum artık :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yok canım, benim alanım sayısal ona eminim :) Sanırım edebiyatla tek ortak noktam kitap okuyor olmam :) Ayrıca hızlı okumuyorum yahu, benimki hızlıysa diğer bloggerlar uçuyordur eminim :) Teşekkürler yorumun için :) Sevgilerle :):)

      Sil
  5. Bu tür kitapları şu ara pek okumuyorum ama hem Serhat hem siz öyle güzel güzel anlatmışsınız ki listeye eklememek mümkün değil :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok çok teşekkür ediyorum, çok mutlu ettiniz :) Evet böyle kitaplar öyle her zaman okunamıyor, özel ilgi istiyorlar sanırım :) Umarım siz de en kısa zamanda okuyabilirsiniz :):) Sevgilerle :)

      Sil
  6. Kitap yorumu çok zordur; genel düşünmek ve kitap hakkında (Fazla bilgi vermeden) yorum yapmak lazım. Sen becermişşin helal olsun, teşekkür ederim öneri için :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ahh asıl ben teşekkür ederim :) Elimden geldiğinin en iyisini yapmaya çalışıyorum; elbette eksik olduğum daha birçok nokta vardır :) Ama yine de sizlerin beğenmesi beni çok mutlu ediyor :) Çok teşekkürler yorum için, sevgilerle :):)

      Sil
  7. Bu kitabı okudum gercekten okurken yoran kitaplardan biriydi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet öyle ama bitirince memnun kalıyor insan; umarım siz de beğenmişsinizdir :):) Yorum için çok teşekkürler, sevgilerle :):)

      Sil
  8. merhaba tatlı bloğunu takibe aldım :) bana da beklerim :) bundan sonra buradayımmmmm. sevgilerle <3

    YanıtlaSil
  9. öğrendin miiiii ayarlamayı saatleriii :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ahh deep sanırım birazcık öğrendim ama daha çok okumam gerekecek :):)

      Sil