Bir Kalbin Ölümü - Mürebbiye / Stefan Zweig: Kitap Yorumum

Herkese merhaba tekrardan :)

StefanZweig-kitaptadinda.blogspot.com

Uzun zamandır bloguma gerçek anlamda bir kitap yorumu gir(e)memiş olduğumu fark ettim. Özellikle bloguma uğrayamadığım dönemde de elimden geldiğince okumaya devam ettiğimden bahsetmiş, bazılarının isimlerini paylaşmıştım sizlerle. Ayrıca eğer takip ediyorsanız, bir de instagram'dan okuduğum kitaplara dair kısa yorumlarıma denk gelmiş olmanız muhtemel (buralara çok gelemesem de instagram'dan okuduklarımı paylaşmaya çalışıyorum mümkün olduğunca, haberiniz olsun :)). Hazır bu yeni yılın ikinci kitabı bitmişken, fazla bekletmeden yorumunu sizlerle paylaşmak istedim. Ayrıca Stefan Zweig'in bu kitabı benim hem 'Klasik Kitap Okuma Maratonu' listemde, hem de 12 Şubat'a kadar sürecek olan bir diğer 'Okuma Maratonu' listemde yer almaktaydı. Böylelikle iki maratondan da bir kitap bitmiş oldu diyebilirim :) Artık fazla uzatmadan kitap hakkındaki yorumuma geçiyorum :)

Artık Stefan Zweig hayranlığımı defalarca dünyaya ilan ettiğimden, bilmeyen kalmamıştır diye düşünüyorum :) Bu nedenle de kitaba dair genel beklentim oldukça yüksekti diyebilirim. Kitabı Taksim'deki Sahaf Festivali'nden almıştım. Özellikle satın aldığım yerdeki görevli, Yordam Yayınevi'nin klasiklerin yayınlanmış çevirilerinden en iyilerini seçip böyle bir dizi oluşturduğunu söylemişti. Bunun üzerine ben de güvendiğim bir yazarı seçip; hem çevirileri deneyebilmek hem de bir Zweig daha okuyabilmek için kitabı satın almıştım. Maratonlarda da klasikler anlamında ekleyebilmem çok güzel denk geldi ve daha fazla bekletmeden kitabımı okuyabilmiş oldum.

Kitap, adından da anlaşılacağı üzere Zweig'in iki farklı öyküsünden oluşuyor. İki öykünün de konusuna arka kapak açıklamasında genel olarak değinilmiş.
Ben kısaca şu şekilde açıklayayım; ilk öykümüz 'Bir Kalbin Ölümü'nde, bir babanın ailesi üzerinden yaşadığı hayalkırıklığı ve bunun getirdiği dramı okuyoruz denilebilir. Aslında Zweig hikayede güzel bir ana fikir gizlemiş. Aile üzerinden bize gösterdiği bu 'hayalkırıklığı' olgusu, bence hayatımızda hemen hemen birçok farklı alanda, tekrar tekrar yaşadığımız bir olgu. Ayrıca, çoğu zaman da nasıl baş edeceğimizi bilmediğimiz, bu nedenle de zincirleme başka olayları da tetikleyebilen bir etmen. Bunu güzel bir olay örgüsü içinde, basitçe neden ve sonuçlarını gözlemleyebileceğimiz bir dille anlatmış yazar. Biraz irdelersek, önemli çıkarımlar yapabileceğimizi düşünüyorum :)
İkinci öykümüz 'Mürebbiye' ise, çocukların gözünden yaşamdaki birtakım olaylara bakış sağlıyor diyebilirim.

İkinci öyküye gelmeden önce biraz çevirisinden de bahsetmem gerek. Sonuçta çevirisini denemek için aldığım bir kitaptı. İlk öyküde memnun kaldığım, güzel bir çevirisi vardı kitabın. İkinci öyküye de aynı hevesle başladım, fakat son 10-15 sayfada bir şeyler ters gitmeye başladı desem hiç yalan olmaz. Sanki kitabın o son sayfalarında çevirmen değişmiş, hatta her cümleyi farklı bir kişi çevirmiş de 10 farklı çeviriyi cümle cümle birleştirmişler gibi bir durum vardı malesef. Özellikle zaman kipleri bile her cümlede değişiyordu. Haliyle okurken çok rahatsız etti bu durum ve ne kadar zorlasam da ne olup bittiğini tam anlayamadan hikaye bitiverdi. Gerçekten böyle miydi, çeviriden dolayı mı bana öyle geldi bilmiyorum; fakat anlamlandıramadığım bir şekilde başlayıp biten bir yazı oldu benim için, malesef :( Dolayısıyla ikinci öyküyle ilgili çok bir şey açıklayamıyorum sizlere de.

Kısacası son 10 sayfada bozulmasaydı, gayet beğendiğim bir kitap olduğunu gönül rahatlığıyla söyleyebilirdim. Ama yine de ilk ve uzun olan hikaye için memnun olduğumu da belirtmekte fayda var. İkinci öyküyü en kısa zamanda güvendiğim bir yayınevinden okuyup anlamak istiyorum, kafamda büyük soru işaretleri kaldı çünkü :)

StefanZweig-kitaptadinda.blogspot.com

Çok sevdiğim bir yazarla ilgili böyle bir şanssızlık yaşamış olsam da, Zweig söz konusu olunca -tabi güvendiğiniz bir yayınevinden:D - gözünüz kapalı alabilirsiniz bence :) Özellikle modern klasikler söz konusu olduğunda Zweig'i es geçmemenizi öneririm :) Umarım önümüzdeki aylarda, güzel çevirilerle güzel klasikler okuyabilirim :)

Bu arada siz bu öyküleri okudunuz mu? Özellikle mürebbiyeyi okuyan sevgili kitapsever arkadaşlarıma sesleniyorum, yorumlarınız benim için çok önemli! :) Düşüncelerinizi merakla bekliyor olacağım :) Kendinize iyi bakın, sevgilerimle :):)

Bunları da beğenebilirsiniz

4 yorum

  1. zweig hayranlığı oldu yaaa bizim ülkedee seni görmek de ne güzel kaçak şevvalişkooo :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ayy teşekkür ederim Deep, malum okul yoğun, ama elimden geldiğince bağlı kalmaya çalışıyorum buralarla :) Çok haklısın, gittikçe artan bir Zweig kitlesi var bu aralar, bence fazlasıyla da hak ediyor yazarımız :) Sevgilerimle :):)

      Sil
  2. Mürebbiye'yi İş Bankası yayınlarından aldım, umarım çeviri sorununu yaşamam. Söz konusu klasikler olunca çeviri çok büyük bir rol oynuyor bence. Kitaptan alınacak keyfin çoğunu oluşturan bir faktör hatta. Çok merak ediyorum, umarım ben de kısa zamanda okuyabilirim :')

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İş Bankası'yla ilgili şimdiye kadar 'en iyisi olduğu' dışında hiçbir duyum almadım :) Bence için rahat olsun, eminim ki güzel bir baskısı ve çevirisi vardır :) Açıkçası ben bile merak ediyorum, lütfen okur okumaz haber ver, bir de başkalarından dinleyip şu hikayenin aslını astarını öğrenmek istiyorum :D
      Haberlerini bekliyorum, sevgilerimle :):)

      Sil