Adalet - Ann Leckie / Kitap Yorumum

adalet-ann leckie / kitap yorumu- kitaptadinda.blogspot.com


Herkese merhaba :)
Uzun zamandır okumayı istediğim ama bir türlü başlayamadığım, şimdi de bir türlü bitiremediğim bir seriyi paylaşmak istiyorum sizlerle :)
 Adalet kitabını almadan önce -kitabın ilk basıldığı ve popüler olduğu dönemde- hakkında çok fazla olumlu yorum duymuştum ve açıkçası merak ediyordum. Daha sonrasında da indirimde görünce hemen almış bulundum, fakat uzun bir süre kitaplığımdan etrafı izlemek zorunda kaldı Adalet :) Dedim ya, bir türlü fırsat bulup başlayamıyordum kitaba. Ayrıca sonradan kitap hakkında bolca eleştiriye de denk gelmiştim ki bu da beni kitap hakkında tereddütte bırakıyordu. Haliyle daha uzun uzun süreler kitaplıkta bekledi o kitap. Geçtiğimiz aylarda ise anlık bir karar ile kitaplığa elimi attığım gibi Adalet'i seçtim ve okumaya başladım -hikayenin devamıysa zaten gördüğünüz üzere bloguma yazdığım kısmı içeriyor (:-

Kitabımız aslında sizi hiç tereddüte sokmayacak şekilde belli ediyor zaten bilim kurgu olduğunu :)
Hala tam olarak tarif edebileceğime inanmadığım -sanırım gezegenler ve sistemler arası- bir evreni var. Burada asıl kahramanımız bir gemi -yapay zeka da diyebiliriz- ve asıl temamız geminin -Toren' ın Adaleti' nin intikam mücadelesi -demek çok çok yüzeysel de kalsa sanırım seriyi en rahat tanımlayabilecek cümle bu-.
Elbette kitabın kurgusuna direkt geçmeden önce kafanızı karıştıran en büyük soruna değineceğim:

Kabul. Ciddi bir yazım problemi var ortada, özellikle de ilk kitapta. Yani en azından ileriki baskılarında düzeltilmiştir diye umduğum -ki malesef umduğumu bulamadığım-, küçüklü büyüklü birçok hata :) Gördüğüm kadarıyla da bu problem zaten kitabın en en büyük tartışma unsurlarından biri haline gelmiş. Belirli bir noktadan sonra saymayı bıraktığım anlamsız, sonu gelmeyen cümleler, her paragrafta ismi değişen karakterler, imla hataları ve benzeri birçok hata var kitapta. Çevirilere ve yazıma önem veren birisi olarak haliyle bu durum beni çok üzdü diyebilirim :(

Peki, bu kadar hata varmışsa ve beni rahatsız etmişse neden ısrarla bu seriden bahsetmek istedim? Çünkü uzun zamandır bu tarz bir kurgu arayışındaydım ve yazım hataları yüzünden seriyi yok saymak istemedim diyebilirim :)

Çeviriyi bir kenara bırakıp kitaba bir daha dönecek olursak; -benzerleri var mıdır bilemiyorum ama- benim için yeni ve farklı bir kurguydu, özellikle de uzay temasını işleyen bilimkurgu kitaplarını pek okumayı tercih etmediğim için -çünkü hepsi aynı çıkacakmış hissinden bir türlü kurtulamıyorum :)-  yeni fikirlere rastladığımı düşünüyorum. Evet belki yine tanıdık bir evrende geçiyor, fakat 'bağıl' ların olması düşüncesi kurguyu bir hayli belirlemiş durumda. Yapay zekaların insan gibi davrandığı düşüncesine bir de 'onlarca farklı bedeni ve zihni olsa' fikri eklenmiş. Ayrıca bu noktadaki benzetmeleri, tek bir insan olarak bizlerin dahi kendi içimizde birden fazla 'ben' in olduğu hatta bazen birbiriyle çeliştiği durumlara gönderme yapmış. Bu benzetmeler insanın kendi içinde de düşünmesini ve kitaba başka bir gözle bakmasını sağlıyor diyebilirim. Hatta sırf bu bakış açısını daha iyi anlayabilmek için okumaya devam ettiğimi söylemek yanlış olmaz :)

İlk defa bir kitabın ana karakteri sevdiklerim arasına girdi sanırım. Önceki yazılarımda fark etmişsinizdir; genelde yan karakterleri, hatta özel tiplemeleri daha ilginç bulurum ve favorilerim onlar olur. Fakat bu kitapta ana karakterimiz Breq -ya da asıl adıyla Toren'in Adaleti- tüm yan karakterlerin toplamı gibiydi -sanırım bağıl olmasının da bunda etkisi var-. Ayrıca güzel diyaloglar içermesine rağmen yan karakterlerin hiçbiri Breq gibi bir etki yaratamadı benim gözümde. Sanırım yazar da kendi favorilerini tek bir karakter üzerinde birleştirmek istemiş :)

Özellikle ilk kitap -konuyu daha iyi aktarabilmek adına- geçmişten ve şimdiki zamandan paralel anlatımlarla ilerliyor. Kitabın böylelikle düz çizgide ilerlemenin dışına çıkması olayları daha ilginç kılmış ve okumayı da kolaylaştırmış. Yine de kişisel bir dipnot ekleyeceğim; ilk 150 sayfa -sanırım yazım hatalarını kabullenmekle ve konuya adapte olmakla geçtiği için- oldukça ağır ilerliyordu. Defalarca, kitabı bırakmanın eşiğinden döndüm diyebilirim. Hatta bariz bir şekilde ilk 150 bittikten sonra bir nefes alıp "İşte yaa, şimdi başlıyor!" dediğimi hatırlıyorum :)
İkinci kitapta ise normal çizgide anlatıma dönüşüyor seri; sanki tek kitap olarak planlanmış da sonradan üçlemeye çevirilmiş gibi hissettirdi bana bu yönüyle.

Seri aslında sürprizlerle dolu; fakat sanırım sorun bu sürprizlerin dışında kalan kısımların fazla uzun -veya tekdüze- bırakılmış olmasında. İlk kitapta kurguyu anlamaya çalıştığımız için çok hissedemesek de ikinci kitapta bunu bariz bir şekilde fark ediyoruz. Aksiyon grafiğini çıkarabileceğim kadar net olan bu yükselmeler malesef hep kısa sürüyor ve biz bir 90 sayfa daha diyalog okumaya devam ediyoruz. Elbette bir kitap öbür türlü de olmak zorunda değil, fakat bu serinin en can alıcı kısımları benim için bu yükselişler olduğundan eksik bulduğumu belirtmek istedim.

Bir kaç gün önce üçüncü kitabına da başladım, hala ümidimi kesmiyorum yani :) Yine de yazım sorunlarını göze almaya değer mi -birazcık kişiye kalmış bir tercih olacağından- emin değilim fakat kurgusu ve arka planda konuyu ele alış biçimi için iyi bir puanı hak ediyor diyebilirim. Okuyanlarınız varsa yorumlarınızı bir hayli merak ediyorum :) 
Sevgilerle :)

Bunları da beğenebilirsiniz

0 yorum